Neuro Business

Sanatsal Yaratıcılığın Sinirbilimi

 Sanatsal Yaratıcılığın Sinirbilimi

Yaratıcılığın olmazsa olmazı; Beynin, her iki yarım kürenin kullanılması;
Öncelikle söyleyelim, her ne kadar birçok yaratıcılık özellikleri beynin değişik alanlarına atfedilmiş olsa da (ki kısmen doğrudur), yaratıcılık; tek bir beyin yarım küresine hapsedilmekten hoşlanmıyor. Tek beynimiz ve onunda, iki yarım küresi. Corpoz Callozom’ un yarım küreleri bağlamada, neden bir köprü vazifesi gördüğünü ‘AN’lamak gerekiyor.

Çift kişilik bisikleti, 1891 yılında, kolları olmayan Charles Tripp ile bacakları olmayan akrobat Eli Bowen icat ettiğinde; birinin eksik olan bacaklarını, diğerinin kolları tamamlamıştır.  Charles’ ın olmayan kollarını; Bowen’ın kolları ve Bower’in bacaksız bedenini ise arkadaşı tamamlayarak, çift kişilik bisikleti yaratmışlardır. Bu icatın devamında, daha fazla kişiyi alabilen, değişik özellikteki bisikletlerin keşfedilmesiyle de, tarihe geçmişlerdir. Bu örnekte olduğu gibi, kolsuz Charles’ı beynin bir yarısına, ayaksız olan, Bowen’ı ise diğer yarısına benzeterek olaya yaklaşmak, daha akılcı olacaktır.

Yaratıcılık Beyin Aktivite Haritası: Müzik aleti çalan bir deneğin, Beyin – Yaratıcılık ilişkisiyle ilgili yapılan EEG analizlerinde; Kırmızı ile gösterilen Sağ Frontal alanda daha fazla yüksek yaratıcılık aktivitesinin olduğu görülmekle birlikte, daha düşük performanslı yaratıcılık ise, lacivert renk ile gösterilmektedir. Son derece yaratıcı performansların Posteriour Sol Hemisfer alanlarıyla, daha az yaratıcılığın ise, Sağ Hemisfer alanlarıyla ilgili olduğunu düşünebiliriz.

Öyleyse; ‘’ BEYNİN HER İKİ YARIM KÜRESİNİDE KULLANMAK’’ gerekiyor. Her iki yarım kürenin, organize şekilde çalışması, bilinçli ve bilinçsiz tüm bilişsel süreçlerin eş zamanlı çalışmasından ziyade, eşit şekilde, çalışması yaratıcılığı etkileyen en büyük faktörlerden biri. Yaratıcı beyin, işte tam böyle çalışır; her bir bölge, ihtiva etmiş oldukları kortikal alanlar, nöropiller ve elektro-kimyasal yollar ile birbirlerine yardım edercesine, eksiklerini tamamlayarak kullanıcısına yenidünyalar açarlar, karanlık odalarında.

Peki ya diğerleri, onlarda aşağıda;
Beyni, parlak ve güzel fikirler ile devamlı beslemek;

Beynin kognitif (Bilişsel, kavramsal, idraksal) özelliği; değişik kortikal alanlarında, saf tutmuş nöronların mikro ölçekli çalışmaları, nöral aktivasyon ve deaktivasyonların (etkisizleştirme) farklı örüntüleri le meydana gelmektedir.

Psikiyatrist Dr. Nancy Andreasen’in yazmış olduğu; ”The Creating Brain: The Neuroscience of Genius” (Beyin yaratmak: Dahilerin Nörobilimi) adlı kitabında ilginç bir noktayı, bu satırlara yansıtmak isterim.

Evet, kişi gün içinde sayısız bilinçli ve bilinçsiz, düzenli ve düzensiz birçok algılara maruz kalmaktadır ki; beyin; bu Kaos ortamında, kendini yeniden düzenleyip programlayarak, ilerde kullanmak üzere, yaratıcılık serüveninin yapı taşları olan nörodatalarnı, analizleyerek, dosyalayıp saklamaktadır. Kaos’ un Türkiye de en etkin otoritelerinden biri ve Nörobilim Yüksek Lisans hocalarımdan, Prof. Dr. Sinan Canan’ın Kaos anlatıları da yaratıcığı anlamam da önemli rolü olmuştur. Buradan, Defautl Mod Network tanımına biraz değinmek isterim ki; yukarıda sözünü ettiğim gün içindeki tüm duyusal algılarımızın; kafamız boş iken, hayallere dalmış dinlenirken dahi, maksimum enerji harcayarak, nöro data dosyalama işlemini yaparak, kabullenme sürecini yaşamaktadır.

Bu tanım bizlere; İbni- Haldun’un;

“İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni şeyler atmazsanız, kendi kendini öğütür durur.”
Ve ayrıca, Cenap Şahabettin’in;
‘Mide için lokma ne ise beyin için fikir odur. Hepsi beslemez, bazıları zehirler.’ Sözlerini hatırlatır ki, temelleri; beyni sürekli yeni ve kullanılabilitesi yüksek, girdiler ile beslemek gerekmektedir.

Değişik Açıdan Bakmak Değil, Değişik Açıyla Bakmak;
‘Her kes bakar, ama her kes görmez’ gerçeğini unutmadan, yaratıcılık kavramını açıklamak elbette mümkün değil. Maddelere, nesnelere ve olaylara, ‘Birbiriyle bağlantılı olabileceği gerçeğini, göz önünde bulundurarak’ sezgisel duyular ile görebilmek yaratıcı düşünmenin bir diğer temel taşıdır. Dışsal olaylara, içsel bilincimizi yani İç Görümüzü katarak, yaklaşabilmek yaratıcılığımızı artıran bu beyin ağı;  Dorsal Anterior Singulat Korteks (Duyusal sistemin bir parçası) ve Anterior İnsular (Empati ve Bilişsel ögelerin bütünleşerek, işlenme alanı) haberleşmesinden oluşmaktadır.


Dorsal Anterior Singulat Kortek Kırmızı Renkli Alan Yaratıcılıkta Önemli Bir Bölgedir.

Ünlü şair Peyami Safa’nın;
“Eski başka, eskimiş başkadır.
Nice eskiler vardır ki, hiç eskimez.”
Sözünü düşünürken, yaratıcılığın; eski fikirlere ve bağlantılara, yeni kafayla yolculuk yapmakla mümkün olabileceğini görmek gerekmekte, aslında bir yaratıcılık olmaktadır.

Ünlü filozof; Leonardo Di Ser Piero Da Vinci’nin yaratıcılık mitlerinden biri olan,
“Görmeyi öğrenin. Her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu fark edeceksiniz ” sözü; olayları, nesneleri değişik bakış açısıyla değerlendirmenin, elzemini ortaya koymuştur.

Yaratıcılığın Bileşenleri İle Uyumlu Çalışabilme Yeteneği Kazanmak;

1-Özgün Olmak, yukarıda bahsetmiş olduğum yeni ilişkile ve sezgi duygusunu kapsar.
2- Fayda ve Yararlılık; başkalarında yeni duygular uyandırması, fayda sağlaması ya da
beyninin, ulaşacağı bir hayranlık hissi  oluşturmalıdır.
3-Ürün; yaratıcılığın meyvesi olarak, ortaya ve insanlığın hizmetine sunulmalıdır.

Yukarıdaki 3 önemli yaratıcılık bileşeni; Creative bir insanda, olmazsa olmaz bir özelliktir.
Hayal, hayal, hayal…                                                                                                                                                    

David Eagleman’ın; bu konuda müthiş bir, tespiti vardır. Beyinde elektro-kimyasal örüntüler şeklinde dosyalı olan, nesnel ve öznel olaylara yeni yaklaşımlı gelecek simülasyonları yapıp, hayal gücünü, dolayısıyla beynin yaratıcılık potansiyelini, artırabiliriz.

Alternatif görüşler, ters açı bakışlar, yaratıcı senaryolar ile, geçmişin (-miş)’ini,  geleceğin (-cek)’iyle birleştirerek, yaratıcı örüntüler üretmek. Yaratıcı hayal kurmada; Parietal korteksin değişik alanları, Prefrontal korteks ve Temporal lob (Bellek, konuşma ve hafıza)’ un birlikte çalıştığı bir ağdan bahsetmek mümkündür ki; özellikle, gri maddenin ve hipokampal alanların bu safhada daha çok gelişip, nöroplastisiteyi artırdığını, bunlarında yaratıcık aktivasyonunu yükselttiğini bilmekteyiz.

Mahmut KIZILASLANOĞLU – Mühendis
NÖRO SANAT Beyin Araştırmaları ve Akademi Kurucusu

 

KAYNAKLAR:

Duran, Cengiz., Saraçoğlu, Metin (2009), ‘Yeniliğin Yaratıcılıkla Olan İlişkisi ve Yeniliği Geliştirme Süreci’, Celal Bayar Üniversitesi İ.B.B.F, Cilt:16, Sayı:1

Hall, C.S.- Nordby, V.J. (2006). Jung Psikolojisinin Ana Çizgileri. (Çev. Ender Gürol). İstanbul: Cem Yayınevi.

May, Rollo., (1975), ‘Yaratma Cesareti’, (Alper Oysal,çev), İstanbul: Metis Yayınları

Torrance, E. P, (1965), ‘Rewarding Creative Behavior: Experiments in ClassroomCreativity EnglewoodClifs, N.J: PrenticeHall

Yanık, Onur., (2007), ‘Yaratıcılık’, İstanbul: Fikir Kitaplığı ve Beslenme Saati Kitapları

Yavuzer, Halide S. (1989), ‘Yaratıcılık’, Boğaziçi Üniversitesi: İstanbul

Susuz, S. (2007). Günümüz Sanatında Öznel Bir Tavır Olarak Sanatçının Kendi İmgesi.

Sanatta Yeterlik Tezi. İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Grafik Ana Sanat Dalı.