Bir Kare Fotoğraf Çekiminin, Nörobilim (Beyin-Sanat) ve Biyomekanik Temeli;
Bu makalemde; profesyonel bir Fotoğrafçı, Nörobilim Yüksek Lisansı yapmış bir Mühendis olarak, bir fotoğraf çekim mekanizmasının, fotoğraf makinası ve fotoğrafçı beyni kapsamında incelemesini yaptım. Nörobilim ve Biyomekanik temelleri olmak üzere; Ergonomi, Nöroergonomi (Zihinsel İş Yükü), Nöroestetik, Görme ve görme yolları ile, Mühendislik gibi alt disiplinleri kapsayan, geniş bir çerçevede inceleyerek sizinle paylaşmak istediğim bu yazıyı, uygulamalı olarak, okumanızı tavsiye ederim. Nörobilim, sinir sisteminin; hücrelerini, fonksiyon ve devrelerini inceleyerek bilişsel ve davranışsal modeller üzerinde çalışan bir bilim dalıdır.
Mekanik; cisimlerin kuvvet altındaki hareketlerini, fiziksel metotlar ve matematiksel modellerle açıklamaya çalışan bir öğreti. Makalemize konu olan Biyomekanik ise mekanik ve biyolojinin, temel metotlarını kullanarak, tüm organizmalardan organlara, hücrelere ve hücre organellerine kadar tüm biyolojik sistemlerin; mekanik yönlerini, yapılarını, fonksiyonlarını ve hareketlerini incelemektedir.
Fotoğraf ve Biyomekanik alanında; literatürdeki ilk çalışmayı, fotoğrafçı olan; Eadweard Muybride, 1878 yılında yapmıştır. O tarihlerde, yarış pistlerinde koşan atların, dört ayaklarının, yerden kesilip kesilmediği merak edilir hatta bahisler oynanırdı. Bu olay o kadar kamuoyunu meşgul etmiştir ki, dönemin Kaliforniya valisi, Eadweard’a fotoğrafçı kimliği ile bu olayı aydınlatmasını ister.
Eadweard, enstantaneleri; 1/1000’ e ayarlamak suretiyle (Saniyenin 1000’de birlik birimlerinde görüntüler yakalamak için), bir çok makinadan oluşmuş, ardışık fotoğraf dizisi sistemi ile koşan atın ayaklarını kayıtlamak için, Yaş Kolodyum Tekniği kullanarak, atın tüm biyomekanik koşu hareketlerini elde eder.
Şekil 1- Eadweard Muybride, birçok fotoğraf makinesinden oluşan, Çoklu Fotoğraf Çekme Mekanizması’ nı kurarak, yukarıdaki görüntüyü elde etmiş ve üstten, 2. ve 3. karelerde, dört nala koşan bir atın tüm ayaklarının, yerden kesildiğini ispatlamıştır.
Bu harika buluş, daha sonraları inovasyonel beyinler tarafından, Sinema Film Cihazlarına zemin hazırlar ve bugünün sinema görüntü teknolojileri, elde edilir.
Doğal olarak; atın ayaklarının aynı anda, havalandığını ispatlayan Eadweard, kâşif sıfatının yanında, birde; eşinin sevgilisi olan bir yüksek rütbeli askeri öldürmek suretiyle de, çatlak ve dengesiz ünvanını almıştır. Mahkemede; kendisi, çevresi ve avukatının yapmış olduğu savunmada, bir trafik kazasından dolayı kendisinde, bazı beyinsel ve psikolojik sorunlarının olduğu sav edilir.
Olaylardan çok daha sonra;
Psikoloji profesörü olan, Arthur Shimamura, kazadan dolayı Eadweard’ ın hafıza, düşünme, karar verme, bilişsel yetenek vb. üst düzey beyin işleme merkezi olan, Frontal Corteks’inde hasar olup olmadığını anlamak için, değişik çalışmalar yaparak bir fotoğrafçının sanatsal beyninde, yolculuk yapmıştır.
Hem Eadweard’ın sanatsal beyni hem de, bu günkü bilim eşliğinde, fotoğraf ve beyin konusuna devam edelim.
Eadweard; kendi deyimi ve sanatsal alt yapısıyla;
Beyin; fotoğrafın ve fotoğraf makinesinin arkasında, fotoğrafçılık sanatının en önemli parçası olarak, yerini almıştır.
Demek istemiş olabilir mi? Bu cümleyi, tarihe düştüğü zaman, her ne kadar beyin bilimleri, bugünkü kadar gelişim göstermemiş olsa da söylemiş olabilir. Ünlü filozof; İbnü’l – Heysem’in yaklaşık bin yıl önce keşfettiği El-Beytü’l – Muzlim (Latince Camera Obscura / Karanlık Oda) ; bugünkü fotoğraf makinesinin prototipini teşkil ettiğini, yazarak temsili çizimi paylaşıyorum.
Şekil 2- İbnü’l – Heysem’in, Mısır Kahire’de yapıp, ‘’Kamara’’ olarak isimlendirdiği, karanlık oda çalışmasının temsili eskizidir.
Peki, nasıl oluyor da; hem beynin fiziki olarak bulunduğu kafatası içinde, hem de fotoğraf karelerinin oluştuğu mekanik kutu olan, El-Beytü’l-Muzlim (Karanlık Oda); nasıl sanat üretebiliyor? Fotoğrafçılığın; aslında ışık ve gölge durumlarının dansları olduğunu biliyoruz. Güneş’ten gelen ışık fotonlarının, Elektro Manyetik spektrum skalasında enerji dalga boylarına göre, biyolojik görme cihazımız olan gözlerimizin görme sinirleri boyunca ilerleyerek, beynimizde oluşturduğu elektro-kimyasal örüntülerin inşa ettiği, zihinsel görüntülerden bahsediyorum. Birde fiziksel görüntüler var elbette; fotoğraf makinesinin objektifinden girerek, değişik parçalarda şekillenen ışın demetlerinin, oluşturduğu görüntüler bunlar.
………………………………………………………………………………………………………………..
Şimdi de; fotoğraf makinası vizöründen, etrafı izleyerek fotoğraf çekmek isteyen bir fotoğrafçının beyninde, görüntünün nasıl oluştuğuna bir bakalım.
Öncelikle; gözümüz, beynimizin istediği şekilde yani, enerji korunumunu yapabilmesi için, belirli ve işe yarayacak nesneleri görmek ister ki, beynin bu isteği evrimsel bir süreç olup, sağ kalım odaklı bir özelliktir. Öyle ki; normal hayatta, burnunuzu net gören siz, beyniniz bu görüntüyü yok saydığı içindir ki, berrak bir bakışla çevrenizi görürsünüz. Bu bağlamda; vizörün yapısını ve etrafını otomatik olarak göremezsiniz. Hatta ve hatta; vizörden bakarken, diğer gözünüzün, kapalı olmasını beynimizin göz kaslarına gönderdiği, emirsel nöronlar ve sinirsel yollar ile olmaktadır ki, nedeni tek gözünüzün çekime, odaklanmasıdır ama siz bunu kendiniz yaptınız zannedesiniz. Bilişsel olarak aldığımız bu kararın arkasında, ‘’Zihinle İlgili Biyoloji Anlayışı’’ vardır.
Makine içinde, deklanşöre basma sayısına, fotoğraf çekme yoğunluğunuza, fotoğraf yorumlama yeteneğinize, kısacası fotoğrafçılıkla ilgili, nöroestetik kültürünüze göre, konumlanmış bir fotoğrafçı vardır. Fotoğrafları o çeker ama siz, kendiniz çektiğinizi zannedersiniz. Sanatsal beyninizdeki her zihinsel süreç; beyninizin farklı bölgelerinde ‘’Uzmanlaşmış Sinir Devreleri’’ tarafından, mikro ölçekli ‘’Mühendislik Prensipleri’’ hesaplamalarıyla yapılır. Artful Brain, yani sanatsal beyniniz; fotoğraf çekimi ile ilgili zihinsel kodlarını, moleküler mekanizmasını kullanarak yazmakta ve uygulamaktadır.
Haydi hep birlikte, Bir Kuşun Fotoğrafını Çekelim;
Güneşten gelen ışık demetleri yani fotonlar, göz merceğinden kırılarak geçerek gözün arkasındaki, retinada odaklandığını biliyoruz. Görme korteksine hazırlanan ışınlar burada, elektriksel ateşlemeler sayesinde, görme sinirleriyle görme merkezi Oksipital Lob’ a iletilir. Beynimizin; en arkasında bu birkaç santimetrelik karanlık oda, fotoğrafçı beynini aydınlatıp, şekillendiren biyolojik mekândır.
……………………………………………………………………………………………………
Aslında gördüğümüz; kuştan seken fotonların, elektriksel aktivasyonudur ve beyin bunu kendi lehçesiyle nöro-dataya çevirerek işler ve görüntü olarak kuşu görmüş oluruz. Pille çalışan makinanın; dijital ortamında, elektrik enerjisi kullanılmış ve ortaya yine elektrik enerjisi çıkmıştır. Beyinde de, elektrik enerjisi, sinapslar ateşlemesi sayesinde oluşur ve akabinde, elektrik enerjisi elde edilir.
Şekil 3 deki kuşun; solu ve sol tarafı (Yeşil Alan); Optik Kiazma yardımıyla, beyin içinde; aynen raylarda ilerleyen trenin kumanda kolu ile diğer raylara geçmesi gibi beynin soluna geçer ve sol alanda ilerleyerek oksipital lobun kendine ayrılan kısmına yani sol oksipıtala demir atar. Aynı durum; kuşun sağ tarafı içinde geçerlidir.
Yani sol görsel korteks; sağ görme alanından gelen görüntüyü kayıtlamış olur. Göz sinirleri ve Genikulat Nukleus (Çekirdek), yardımıyla sinaps ateşlemeleri boyunca, mikro elektrik atımları, görme korteksine gelerek beynimizde kargayı fiziksel olarak görmüş oluruz. Binoküler görme (Her iki göz ile görme alanı) sistemimizin bir hediyesi olarak; orta alanı iki kez gördüğümüz halde, beyin diğer görmeyi yok sayarak, berrak bir görüşü oluşturmuş olur.
Veee Corpus Callosum, Köprüsü;
Bu yapı beyin büyüklüğüne bağlı olarak, 10 cm-12 cm arasında ve yandan bakılınca ( C ) şeklinde görülüp, beynimizin her iki tarafını birbirine bağlayan bir köprü görevini üstlenir. Fotoğraf çekimi için rol alan ve beynimizin her iki tarafında da, bölümleri bulunan duyu ve motor kortekslerinde, içinde olduğu sağ ve sol beyin bölümleriyle, kanka gibidir ve haberleşmelerinden sorumludur. İçinde barındırdığı bol miktardaki Ak Madde’nin ihtiva ettiği, 200-250 milyon arası nöronal bağlantı ile sürekli iki yarım küreyi birbiriyle konuşarak, bilgi alış verişi yaparlar.
Şekil 3– Corpus Callosum yapısının, beyin içinde; sol taraftan ve arka taraftan görünüşü, kırmızı-turuncu renkleriyle gösterilmiştir. …………………………………………………………………………………………………………………….
Beyin; hem fotoğraf çekme anında kararlar alınırken makine içindedir, hem de; uygulamalı mekanik bir sistemi yönetirken, kendi içinde, motor hareket sistemini devreye sokarak, işlemleri halleder. El, parmak ve kol kaslarını harekete geçiren, Asetilkolin bir beyin kimyasalıdır ve nörotransmitter olarak isimlendirilir. Başımızın ucu olan ve başucu kaynağımız, Frontal Korteks; ilgili sinyalleri, buraya yani, ‘’Üstat; başımın üstünde yerin var’’ dercesine, Motor Kortekse, gönderen yapıdır.
Tüm aksiyon potansiyellerin ateşleyicisi, Glutamat nörotransmitterleri; sistemli bir şekilde; kas-iskelet-beyin mekanizmasını çalıştırarak Sanatsal Sinapslar Ateşlemesini gerçekleştirir ve fotoğrafçının, fotoğraf çekmesinin alt yapısını oluşturur.
Şekil 4 – Yukarıdaki şekilde; bir kare fotoğraf çekimi esnasında, devreye giren beyin bölgelerinden, Motor Korteks (Mavi Renkli Alan) ve Duyusal Korteks (Yeşil Renkli Alan) anatomi bölgeleri gösterilmiştir. Ayrıca ben; daha ayrıntılı görmenizi sağlamak üzere; yeşil ve mavi renkli dijital kalem ile renklendirme yapıp, hangi kelimenin, hangi bölgede, neler yaptığını göstermek istedim.
Fotoğrafın çekilmesi olayına geçilmiştir artık, beyin; birçok işlemi duyusal korteksten alıp, motor kortekse devretmiştir. Böylece; el, kol ve parmak kasları ile iskelet kavşaklarındaki nöronlara uyarı göndererek, sisteme ‘Hazır Ol’ emrini verir. Tüm bunlar; duyusal nöronlar ile motor nöronlar arasında, röle görevi yapan, Ara Nöronlar tarafından gerçekleştirilir.
Esasen burada devreye giren Motor Korteks bölümlerini aşağıya şu şekilde yazabiliriz. Lakin bu konu çok uzun olduğu için burada açıklamasını yapmamakla birlikte, detaylı bilgi için ‘Bir Ressamın Beyni ve Sanatsal Gelişimine Dair’ adlı makalemi okuyabilirsiniz.
Motor Cortex 3 Ana Kısıma Ayrılır.
1- Primary Motor Area (Birincil Motor Alan)
2- Suplementary Motor Area (Tamamlayıcı, geliştirici alan)
3- Premotor Area (İkincil Motor Alan)
……………………………………………………………………………………………………………
Maestro Beyincik;
Beynin hemen altında ve bu aşamaların her kademesinde, mutlak aktif rol alan bir yapı vardır ki; adı Beyinciktir. Yapılan her hareket; Beyincik’ ten vize almadan gerçekleşemez. Öyle ki, beyincik; deklanşöre basmaya hazır olan kolun, makinayla yaptığı açı olan 60-70 dereceyi, daha iyi görüş için, sağ gözün kapalı olmasını ve lensin objeyle yapması gereken açıyı, boyun kaslarını ayarlayarak, makinaya ne kadar yakın olunması gerekliliğini, fotoğraf pozisyonu almak için, sağ ya da sol ayağın ileride-geride olmasını belirleyen ergonomik hareketleri, belimizin hangi pozisyonda olmasını, tüm parmak ve eklem hareketlerini, tüm vücut bilgisini; sinirsel lifler aracığıyla istihbaratsal ve nöro datalar şeklinde alarak, nöromühendislik hesaplamaları yapar.
Şekil 4 – Cerebellum olarak isimlenmiş yeşil alan, yani beyincik; lokasyonu gereği; alt kısımda Omurilik, üst kısımda ise, Neokorteks (Yeni Beyin) ve diğer birçok kortikal alanlar ile sürekli Elektro-Kimyasal Ateşlemeler ile, iletişim halindedir. Kafatası altındaki, Mavi renkli Beyin Omurilik Sıvısı ise, Hidrolik Mühendisliğin, Biyolojik versiyonudur.
Beyin; daha önce, bu işlemlerin gerçekleşmesi için, plan ve projeyi kendisine vermiştir, beyincik ise, hesaplamaları yaparak, fotoğrafçının o anki; psikolojik, biyomekanik ve durumsallığına göre, işlemin ‘’Beynin, Enerji Korunumu İlkesi ve Vücudun Şartları’’ gereğine göre yapılmasını sağlar.
Öyle ki; Etienne-Jules Marey’ in, 1870’li yıllarda bulmuş olduğu; ‘’Hareketin Enerji Maliyeti / Ekonomisi’’ formülünü, binlerce yıldır hem de, formülsüz yaptığı gibi.
Kuşun fotoğraflanmasının; biyolojik mekanizmasının plan ve projesini devir alan beyincik, yukarıda yazdığımız tüm durumları, adına yakışır bir şekilde gözden geçirerek, beyine gönderim yapar. Buradan da, asetilkolin nörotransmitteri sayesinde, vücudun haberleşme ağlarından biri olan omurilik vasıtasıyla kaslara bağlanır. Sistem bu şekilde devam eder. Deklanşöre basan ve makinayı tutmaya yarayan parmaklardaki; Distal Falank ve Orta Falank parmak kemikleri ile deklanşöre, Tendon Sheath, Nodül ve Palmaris Longus ve Flexor Carpi bilek tendolları sayesinde ise, diğer işlemler yapılarak fotoğraf çekimi yapılmış olur. Buradaki nöro datalar; bir aksondan diğer aksona, saniyede 25m-30m gibi bir hız ile geçiş yaparak olayın devamı sağlanmış olur.
Basal Ganglionlar;
Yukarıdaki tüm; el, parmak, kol ve diğer kassal hareketlerde Basal Ganglion Çekirdekler, görev alırlar ki; hareketin olmazsa olmazı yapılardır.
Sanatsal istemli hareketlerin kontrolü, öğrenme, göz hareketleri, duygu ve bilişsel fonksiyonlar gibi pek çok beyin fonksiyonunda önemli görevler üstlenen Basal Ganglionlar; diğer kortikal bölgeler ile, yoğun sinaptik bağlantıları vardır (Talamus, Neocortex, Beyincik vb.)
Şekil 5 – Yukarıdaki ara kesit ile, gösterilen Basal Ganglionları görmektesiniz. Bazal Ganglion: Caudat Çekirdekleri, Putamen, Subthatalamic Nigra, Substantia Nigra, Globus Pallidus ve Ventral Pallidum yapılarından oluşarak, fotoğraf makinası kullanımında başrolü oynar. Özellikle: Caudat çekireklerin hem sosyal hem de sanatsal hayatımızı programlayan özelliği vardır.
Makinayı alttan ve yandan tutarak kavrayan el, parmak ve kol kasları gene; beynimizin hemen üstündeki motor kontrol alanımızın sayesinde gerçekleşir. Öyle ki; sol elinizle, yaklaşık 1 kilo olan ve (G) yer çekimi ivmesiyle daha da ağırlığı artan makinanızı tutmaya çalışırken, beyin tam bu esnada yine sol elin parmak uçlarıyla lensi sallanmaması için tutmanız gerektiğini size fısıldar ve sizde, aynen öyle tutarsınz yani; kontrol sizde değil sizi siz yapan beyninizdedir. Beyin ve beyincik yine, devrede turlar atmaktadır.
Diğer elin baş parmağı; ana ayar kadranı üzerindedir, işaret parmağınız ise, deklanşörde silahını hızlıca çeken bir silahşör gibi, hızlıca basmak üzere konumlanmıştır ki, tüm bunlar; fotoğraf çekme sıklığınıza göre, beyninizin nöron yollarına kazınmıştır. Basal Ganglionlar, nöro yollarına kodlanmış, hareketler için hali hazırda beklemektedir. Mekanik bası olarak şekillenen bu süreç de, duyu nöronları işaret parmağınızın altındaki, deklanşörün hassas yüzeyini, en ince detaylarına kadar hisseder, beyincik ile beyninizin ortak çalışması devam ediyordur.
‘’İşte bu’’ diyerek, fotoğrafı çekmek istediğiniz anı yakaladığınızda; beynin üstündeki motor kontrol sistem devrededir. Deklanşöre bas emri; beyinden gelir ki, sinirsel ileticiler, kaslar, kemikler koordineli bir şekilde, Basal Ganglionlar ile çalışırlar. Fotoğraf çekimi sırasında; motor korteks, kaslarınız, tendonları, duyusal motordan duyu nöronlarıyla gelen sinyalleri de, göz önüne alarak, beyincikle haberleşerek, çalışmanın baş aktörlüğünü yapar.
…………………………………………………………………………………………………..
Mahşerin Üç Atlısı; Newton Mekaniği, Beyin ve Sanat;
Yukarıdaki, mekanizmada öyle bir hassaslık vardır ki;
Beynimiz, Kuvvet (F), Momentum (P), Enerji (E) gibi fiziksel parametreleri göz önüne alarak, ‘’Çoklu Olasılıklar Ortamında Sistem Mühendisliği’’ni uygulamak suretiyle, sanatsal çalışmalarını yapar. Beyin, beyincik, omurilik, Bazal Ganglionlar ve daha nice beyin bölgeleri, ‘’ Bir(n) aşağı, Bir(n) yukarı’’ devamlı bir iletişim halinde, sistem devamlılığı için, çalışırlar.
Dorsal Striatum (Kaudat çekirdek ve Putamen), Globus Pallidus, Ventral Striatum (Akkumbens çekirdeği ve Koku yumrusu), Substantia Nigra ve Subtalamik gibi temel çekirdek yapılardan oluşan, Ganglia’ların; özellikle, frontal korteks, alt motor ve duyu bölgeleriyle iletişim halinde olarak, istemli yapılan motor hareket kontrol ve denetiminde, foto-sanat bilişsel işlevlerde, hatta vizör – göz etkileşiminin, göz hareketlerinde dahi, aktif rol almaktadır.
Öyle ki; objeyi nesneye yaklaştırmak için, objektifi ayarlamanızın, onu çevirmeniz dışında, bir yolu vardır ki; ona adım adım yaklaşmaktır. Beyniniz; Bazal Ganglia’ performansınıza bağlı olarak, fiziki olarak yol almış ve iş yapmıştır. Beyniniz; sizin haberiniz olmadan (ki; daha önce sayısız defa, bilinç dışı yaptığınız bu işlemi, muhtemelen ilk defa burada fark edeceksiniz) W= F.S ve P= W / t formüllerinden, hem makinanızı hem de vücudunuzu, enerji, kuvvet, mesafe, zaman gibi, parametrelerini hesaplayarak, Sanatsal Bir İş yapmış ve enerji harcamıştır.
Şekil 5 – Soldaki şekil, (F) döndürme kuvveti altındaki bir Torkun, mühendislik hesaplamalarını görmektesiniz. Gücün oluşturulup iletilmesi, enerjiye çevrilip dağıtılması, hareket oluşumuna, evrilmesi gibi parametreler değişik yapay sistemler ile mümkün iken, deklanşöre basan işaret parmağın, makinayı tutan diğer el ve parmakların, ayrıca kollar ile birlikte, diğer tüm vücut hareketlerinin (Kolun, omuzun, bedenin, sağa-sola, aşağı-yukarı dönmesi gibi), organizasyonları; sinapslar, aksiyon potansiyelleri, uzun akson demetleri ve nörotransmitterler gibi yapılar tarafından, formülsüz ama hesaplamalı gerçekleştirilir.
Bugün; otomotiv, gemi ve diğer birçok sektörde kullanılan hesaplamalı iş ve işlemleri, gene beyniniz hiç zorlanmadan ve durmadan; sessiz, sakin karargâhında yapar ama sizin gene haberiniz olmaz.
Şekil 6 – Yukarıdaki X ve Y koordinatlı fotoğraf; ileri nöro-görüntüleme tekniğiyle çekilmiş ve bu makalede adı geçen, işlemlerin yapılmasında görev alıp değişik alt bölümlerden oluşmuş, BASAL GANGLİA’ nın, sanatçı beynindeki alanlarını göstermektedir.
………………………………………………………………………………………………………………
Veee bütün bunlar; bilincinizin dışında, nöral kodlar ile gerçekleşirken siz; fotoğraflamak istediğiniz nesneye; hangi açı ve kartezyandan, ne gibi foto-teknikleri kullanarak, nasıl çekim yapmanız gibi, bilinçli hesaplamaları yapmanıza müsaade edilmiş olur.
Sol el, düşen cisim denklem formülü olan F = (M*G/r*2) ile yerçekimi etkisindeki, makine kütlesinin, 9.8196 m/s karelik değerini dengelerken,
Sağ elin işaret parmağı ise, P = F/A basınç kuvveti formülü ile, deklanşöre hangi açıyla, ne kadarlık bir mekanik bası uygulayacağını, görüntünün netlenmesi için, ilk basımın ikinci basımdan daha hafif olması gerektiğini bilerek, deklanşörün alanıyla, uygulaması gereken basıncı dahi hesaplayarak, Parietal Lob’un da yardımıyla o poz çekilmiş olur. Beyin; yukarıdaki birbirine zıt iki kuvvet denklemini Etki-Tepki Fiziksel Prensibini, sanatsal standarda çevirmiş olur.
Bir karecik fotoğraf çekimi yaparken beynimiz, daha neleri mi hesaplar? Çok şeyleri daha ‘’Katı Cisimler Mekaniği’’ gereği bir madde olarak, fotoğraf makinasının ve fotoğrafını çekeceği nesnenin; Statik, Dinamik ve Kinematik özelliğine göre; beynimiz çoklu pozisyon hesaplamaları yapar.
Fotoğrafçı; sabit yani, (∑ F=0 – Kuvvet Sıfır) gereği hareketsiz pozisyonda çekim yaparken, beyni ise; hem skaler, hem de vektörel hesaplamaları, fotoğraf sanatçısının haberi dahi olmadan, hipokampal beyin bölgesi yardımıyla çözümler.
Dinamik Hareket (∑ F≠0 – Kuvvet Var) gereği; hareketli cisimlerin fotolarını çekmek için (Pan Tekniği ve Hızlı Seri çekim, Vektörel Çekim gibi aksiyon çekimlerini ), el, parmak ve kol gibi, etkiler altındaki Makine-Vücut durumlarını, üzerinde taşıdığı Motor Korteks ile ve pozisyonları arasında, olasılıklar hesaplamaları yaparak, Win-Win (Kazan-Kazan) prensibini uygulayarak, beyin-vücut çalışmasında, en az enerji harcayarak, sizin de, maksimum düzeyde kaliteli, güzel fotoğraflar çekmenizi sağlar.
Şekil 7 – Beyin; yukarıdaki birbirine zıt Etki ve Tepki Prensibini kullanarak; fizik bilimiyle hücre işleyişini, sanatsal standarda çevirmiş olur.
Fotoğrafçılık ile ilgilenen, özellikle uzun süre bu sanatı hobi’den çıkarıp, meslek haline getiren fotoğrafçılarda; bilhassa hipokampal bölgelerinde fiziksel bir gelişme ve nöron bağlantı sayılarında da normal beynin aynı bölümüne göre, bir gelişmişlik vardır ki, buna nöroplastisite denilir.
Özellikle; sanatsal hedoni anlarında, ön tavan bölgesinden, önce amigdala’ya sonra da, Frontal Kortekse gönderilen Dopamin Nörokimyasalı, fotoğraf sanatçısının; daha fazla ve sürede fotoğraf çekmesine neden olmaktadır. Sosyal medyada, birçok lens ve makina ile, çektikleri pozları paylaşan fotoğrafçılar, bunlar arasından çıkmaktadır.
Siz sanatseverlere, sanat ve beyin arasındaki ilişkileri, anlatmak istedim bu konuyla ilgili, yazılarımı diğer makale içeriklerinde bulabilirsiniz. İyi okumalar dilerim.
Mahmut KIZILASLANOĞLU – Fotoğraf Sanatçısı & Sanatsal Beyin Eğitmeni
NEURO BUSİNESS & ARTNEURO – Akademi Ve Danışmanlık Merkezi Kurucusu
KAYNAKLAR:
Antonini, Marco (2015). Experimental Photography, London: thames @ Hudson ltd.
Bermúdez, José Luis, Philosophy of Psychology: A Contemporary Introduction, New York, Routledge, 2005.
Berger, J. 2004. Görme Biçimleri, çev. Yurdanur Salman, İstanbul: Metis Yayınları.
Ceylan M.Tahir (1988) Fotoğraf, Estetik ve Görüntü Üzerine Denemeler, İfsak Yayınları, İstanbul.
Efendi̇ H, Ertaş, Erteki̇n C. Beyin Sapı Motor Uyarılmış Potansiyeller. Acta Med Nicomedia. 1997; 2(1): 27-29.
Koch, Christof, Massimini, Marcello, Boly, Melanie, Tononi, Giulio, “Neural Correlates of Canada
Literary of Congress, Paine Lewis November 1951. First portrait taken: 19th November Washington D.C 200 Died: 14th December 2003. Photo © Walter Schels. Text ©onsciousness: Progress and Problems”, Nature Reviews Neuroscience, 2016 May, 17(5), s. 307-321.
Polat, M. (2014). Beyin Temelli Öğrenmenin Açılımı Nedir? Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi, Cilt: 3, Sayı: 2, s. 265-274.
Topçuoğlu N (1992) İyi Fotoğraf Nasıl Oluyor Yani, Yapı ve Kredi yayınları, İstanbul
Yacavone, Kathrin (2015). Benjamin, Barthes ve Fotoğrafın Tekilliği, çev: Simber Atay ve Melih Tumen, İstanbul: Hayalperest Yayınları.





